Değerli Basın Mensupları ve Kamuoyunun Dikkatine,
Türkiye Otizm Meclisi ve Otizm Konfederasyonu olarak, Türkiye’de sayıları milyonları bulan otizmli bireylerin ve ailelerinin adına, Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan kritik bir davanın arifesinde toplanmış bulunmaktayız. Bu dava, yalnızca bir ceza yargılaması değil, engelli bireylerin yaşam hakkının ve devletin koruma yükümlülüğünün en kritik sınavıdır.
21 yaşındaki %94 ağır otizmli Uğur Yıldırım, 22 Ekim 2024 tarihinde bakım için emanet edildiği İstanbul Beylikdüzü’ndeki bir bakım merkezinde hayatını kaybetmiştir. Adli Tıp raporları, Uğur’un ölüm nedenini normal dozun tam 30 katı ilaç verilmesi sonucu oluşan ilaç zehirlenmesi olarak tescillemiştir. Vücudundaki darp ve bağlama izleri, kamera kayıtlarına yansıyan sistematik şiddet, aşağılama ve hijyen felaketiyle birleştiğinde ortaya çıkan tablo ihmal değil, insanlık onuruna saldırıdır.
Uğur Yıldırım davası, Türkiye’de engellilere yönelik “bakım hizmeti zordur” bahanesiyle meşrulaştırılan şiddet zihniyetinin bir özetidir. İlk duruşmada 9 saniğin tutuksuz yargılanması, toplum vicdanını yaralamakta ve benzer kurumlarda kalan binlerce birey için riski devam ettirmektedir. Engelli bireyler personelin sabır testi değil, yaşam hakkı kutsal olan insanlardır.
Kaynaklarımız ve izleme çalışmalarımız, Uğur’un yaşadığı felaketin bir ilk olmadığını acı bir listeyle kanıtlamaktadır:
•2020 Elazığ: Murat Can Ayas’ın 3 ayda 35 kilo kaybederek ölümü.
•2022 İstanbul: Mehmet Eres’in yerlerde sürüklenip üzerine oturulması sonucu şüpheli ölümü.
•2024 Niğde: 9 yaşındaki M.Ç.’nin sistematik işkence sonucu hayatını kaybetmesi.
•Sakarya: Abdülkerim Musti’nin bakımsızlık ve geç müdahale sonucu zatürreden ölümü.
Bu vakalardaki ortak örüntü ölümlerin başlangıçta “doğal” sunulması, gerçeklerin ise ancak ailelerin ısrarlı takibi ve kamera kayıtlarıyla ortaya çıkmasıdır.
Otizm Eylem Planları yasal bağlayıcılıktan yoksun birer niyet beyanı olarak kaldığı sürece, bakım merkezleri rehabilitasyon yuvası değil “kapalı hapishaneler” olmaya devam edecektir.
Türkiye Otizm Meclisi ve Otizm Konfederasyonu olarak acilen şu adımların atılmasını talep ediyoruz:
•Bakım merkezlerinde kör noktasız kamera sistemi yasal zorunluluk olmalı, kayıtlar bağımsız kurullarca izlenmelidir.
•Otizm Eylem Planı, bütçesi olan ve yaptırım içeren bir kanun niteliği kazanmalıdır.
•Şiddet ve ihmale karışan personel, engelli hizmetleri alanından ömür boyu men edilmelidir.
•Mahkemeler, savunmasız gruplara karşı işlenen suçlarda caydırıcı ceza ilkesini esas almalı ve tutuksuz yargılama eğiliminden vazgeçmelidir.
Uğur Yıldırım’ın annesinin yaşadıkları, sadece bir annenin acısı değil, hepimizin insaniyet sınavıdır. Bizler, evlatlarımızın sadece hayatta kalmasını değil, insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesini istiyoruz.
Uğur Yıldırım için adalet talebimiz yalnızca geçmişe ilişkin değildir. Bu talep, bugün bakım merkezlerinde yaşayan binlerce engelli bireyin, tüm halkımızın, sivil toplum örgütlerinin ve bireyin geleceği içindir. Tüm halkımızı, sivil toplum örgütlerini ve basın mensuplarını bu mücadelede yanımızda olmaya çağırıyoruz.